27 Haziran 2021 Pazar

Premium Spotify Spotu

Üniversitedeki hızlı zamanlarımda (son sene ve 'üzeri') "bu ne lan" diye başladığım Spotify'ın imansız reklamlarından bıkıp aileden gizli Spotify üyeliği almıştım. Aylık baya ucuzdu o ara, her gün dışarıda yemek zorunda olan bir bebe için çerez parası gibi. Aldık, dinledik. Yaşadık, yaşadıkça yeni şarkılar ekledik. Ekledikçe şarkılarımızda seçici olmaya başladık, yeri geldi büyük aşklarımızı sattık iki-üç günlük zevklere.

Sonra okul biteyazdı - ki yazdı kısmına dikkatinizi çekmek isterim. Eve döndüm, (birazcık) hain kız kardeşime söylemiş bulundum üyeliğimi. O da babama söylemiş bulundu, babam "Lan zaten aile boyu Netflixe katıldık (Premium Netflix Spotu yakında malum ortamlarda), başlatma Spotify'ından" demiş oldu. Biz de haliyle kapamak zorunda kaldık. Kardeşim pişman oldu sonra, kıyamadım ben de hain köfteye - çok tatlıdır kerata.

Okul bitti, pandemi vurdu, acayip bir dönem başladı, bitmedi, bitmiyor. O depresyon sağdan, o halsizlik soldan, vay efendim işi ne yapacam, vay hangi yoldan gidem. Yol yok, yol olsa gidecek yürek yok, irade yok, istek yok, yok oğlu yok. Ne var? Dayak olsa iyi olurdu, ama bizimkiler sabırlı, anlayışlı insanlar.

Ama değişim en donmuş topraklarda bile gerçekleşir. Anlayarak, okuyarak, düşünerek, hissederek geçti zaman farkında olmadan. Değişti bir şeyler. Yeni yollar yapıldı, yeni yöntemler bulundu, hayatın bir şekilde aktığının farkına varıldı -- sen ne kadar istemesen de, hayatın içinde olmasan da hayat akıyor leydiz and centılmın. Sen de içinde her daim hareket ediyorsun, değişim o gün olmasa da zamanla açığa çıkıyor. Bazı yönler törpüleniyor, bazıları sertleşiyor, engel olamıyorsun adeta kontrolün dışında oluyor bunlar.

Hayatın buzlarının çözündüğü şu günlerde patlattı Spotify 3 ay beleş Spotify kampanyasını. Değişim rüzgarlarının estiği günler beni hızlı zamanlarımdaki ruh haline döndürmeye başlamıştı, şeytana uydum aldım 3 aylık uzatmayı (katılmayı düşünenlere: fiyatı artmış aylık).


İlk izlenim: Arayüz değişmemiş. Sevindim amk; dünyanın anasının ağladığı, yozlaşmayan sektörün kalmadığı şu günlerde bir şeyler aynı kalmış ya. Harbi sevindim buna.



Kitaplık: 497 şarkı.  N e ?



Ki aklınızda bulunsun, düzenli dinlediğim şarkı sayısı 50-60ı zor bulur. Ama Spotify listem fukara telefon hafızama göre nispeten şanslıydı, en azından şarkıların çoğunu değiştire değiştire dinliyordum. Zavallı telefon hafızamdaki 1000 küsür şarkının boynu büküktü - ezici bir çoğunluğu favori listeme girememiş ama silmeye kıyamadığım, arafta kalmış eserlerdi.

Şarkı listelerim duruyordu, en ilgincime giden de bu oldu açıkçası. "Good Night", "VRock" (bilenlere sevgiler, saygılar), "Need for Speed: Underground", "Undertale", "Sabaton", "Rammstein", "Ciğer" (imizi söken şarkılar anlamı), ve isimleri bende saklı birkaçı daha. En çok vuran "2019'da En Çok Dinlediğin Şarkılar" olmuştu: lanet 2020 sadece mutsuz, huzursuz, sağlıksız bir yıl değil ayrıca şarkısız bir yıl olmuştu.

Beğenilen şarkılara dalmadan aklımdaki üç beş şarkıyı aratıp onları da soktum favoriler listeme -  girdiğimde muhtemelen çıkamayacaktım çünkü. Arama çubuğu da değişmemişti. Şükrettim anasını satayım ne diyeyim; her şeyin boka sardığı, hatta saracak bokun bile sonunda bittiği bir devirde Spotify eski güzel günlere nezih bir dönüş olmuştu.



Beğenilen Şarkılar... Listenin başında "FLOCK OFF" var... Hain pezevenk kuş.


"GAS GAS GAS" pek açıklamaya ihtiyaç duymadan şarkılarımızdan.


"Radiohead - Creep"

"I'm a creep" diyor Radiohead. "Me too" diyorum en içerimden. Tüm creeplere buradan selam.




"Mapushanelere Güneş Doğmuyor" diye çığırıyor Neşet Baba. Babaya "me too" olmaz, "biz de güneşsiz kaldık be baba" diyorum haliyle.


"Aldırma Gönül" diyor Edip Akbayram, ama s*ktimin gönlü aldırıyor. Almadıkları bir gönlümüz kalmış, o da aldırıyor.


VRock, anıların kapışmasına "Too Young to Fall in Love" ve "Cum on Feel the Noize" ile kafadan giriş yapıyor.

Kim koyuyor bu isimleri? Ben ne ara kült rock manyağı olmuşum? Anam böyle past-


Haluk Bilginer, "Agah Makamı"yla göz kırpıyor, şahsiyete vurgu yapıyor.


Barış Manço, bugünlerde kendini hıyarrr gibi hissettiğini beyan ederek her daim hissettiklerimi mükemmel şekilde özetliyor... lakin benden lezzetli bir "Cacık" olmaz.


"One-Winged Angel"la Sephiroth götümü attırıyor, yavaştan vites artırmama sebep oluyor.


Almanca bir eserimiz mevcut, "An der schönen blauen Donau, Op.314". Sanırım hiç dinlemedim. Dinledikçe hatırladım, baya baya herkesin duyduğu eserlerden bu.


"First of His Name" ... Joffrey :)


"Mühürlü Kaderim"le Nev yine nokta atışı bir tespit yapıyor.

Çok aramıştım bu şarkıyı.


"The Children" Çocuklarınızı ihmal etmeyin, kendi başlarına Essos'a falan kaçmasınlar. Çocuklar önemli.

Umudun şarkıs- Sus.




"Cerrahpaşa"yla Volkan Konak'ı ağırlamışız listemizde. İnsan gibi Karadenizliler kategorisinde zirveye oynayan bir abimiz.


"For Those Who Died Alone" diyerek potasında bulunduğum kategoriye selamını yolluyor Pentagram.

Staj arkadaşımdan öğrenmiştim onları. Ne çabuk geçmiş zaman...




"Old Lost John" ile armonikasının dibine vuruyor "Armonika Sihirbazı".

Bira da bana vuruyo galiba?


"Rains of Castamere" ile Tywin Lannister'a selamlarımızı yolluyoruz - o bize yollamadan.




"Rock Me Amadeus" Aahh be Falco'm...

Renkler birbirine karışsın, üstadlar bizi coşkudan çıldırtsın.



"On the Nature of Daylight" İçi güzel arkadaşımın tanıttığı Max Richter kalbime yine dokunuyor.




Özkan Uğur "Olduramadım" diye çığırıyor zamanın ötesinden. Bu sanatçılar nasıl bu kadar iyi dokunuyor içerimdeki tellere.

Öyle bir şey mümkün müydü ki?



"Adaletin Bu mu Dünya" diye bir soru soruyor Selda Bağcan. Bu günlerde de soruyor mudur acaba bu soruyu - belki daha da bir şiddetle?

Olmadığını hepimiz biliyoruz - Tamam anladık.



Leman Sam "Daha Gidecek Yolumuz Var" diyor, çok da doğru diyor.


Max Richter arada "Scream at the Sky" ile ikinci bir gole imza atıyor sırf eserin muazzam sonuyla.


Gripin "Yalnızlığın Çaresini Bulmuşlar" diyerek alenen yalan söylüyor.


Toby Fox "Waterfall"u boşaltarak ebemin ağlama katsayısını bir kat artırıyor.

Sentetik seslerin bu kadar güzel kullanılması yasaklanmalı.


"Bayrak" şiirinin muhteşem korosu ve piyanosuyla Lincoln Jaeger ruhumu yine göğe yükseltiyor.





"Buon Giorno Principessa"... Hayat güzeldir be. Ölmezsen daha da güzel.


"Killmonger" çabuk unutulmuş güzide eserlerden. Marvel'daki pezevenkler biliyor müzik işini.


Melek Mosso "Hiç Işık Yok, farkındayım" diyor.

Ben de farkındayım - Soran oldu mu lan?


"Gözlerinin Yeşilini Özledim", listede beni rezil rüsva edebilecek tek şarkı olma unvanını gururla taşıyor.


Hafiften eksantrik bir arkadaşın sevdirdiği Daft Punk "Crescendolls" ile insanı bilinmeyene ışınlıyor -- ışınla bizi Scotty!

Arasana lan adamı...


The Cranberries, kafamızdaki "Zombie"lere dikkat çekiyor.

Biz zombi olmuşuz, hiç bilmiyor.


Pilli Bebek doğmamış ve doğmayacak "Kızım" için, doğmamış olmayı dileyen bahtsızlar için ve en önemlisi babalarının kucağından çok erken koparılmış minnaklar için ağlamama neden oluyor.

Atma Ziya...





"Nemrudun Kızı"... Buna yazacak şey çok.

Yazma. Yapma!

Erkan Kolçak Köstendil/Mustafa Kırantepe ikilisinin seslendirdiği Çukur yorumu şiddetle tavsiye edilir.





"Şeytan Bunun Neresinde" diye aslında manidar bir soru soryour Pentagram, "neresinde değil ki" diye bir cevap yolluyorum kendilerine.

İnsanın kendisi şeytan olmuş babacım, ne diyonuz siz?


Sibel Alaş "Adam" ile, Oya Bora ikilisi "Sevmek Zamanı" ile o güzel, naif melodilerden birer bukle bırakıyorlar kapımın önüne.


Duman "Her Şeyi Yak" diye veryansın ediyor.

Her şey kül oldu zaten - Diyorsun?


Ayna, "Ölünce Sevemezsem Seni", "Gelincik" ve özellikle "Severek Ayrılanlar" ile neden favori Türk grubum olduğunu yine hatırlatıyor - zaman zaman yenilerin rüzgarına kapılsam da.

Severek ayrılanlar?.. Sen hiç sevmedin ki.




Rhymetown/Kasatura ikilisi "Mahşer" ile spor salonuna tekrar yazılmayı düşündürüyor.


Nightwish, "Sleeping Sun" ve "Wishmaster" ile hem mest ediyor, hem coşturuyor.


"Haydar Haydar" diyor hem Neşet Baba, hem Can Gox. İkisi de aynı sözlerle ayrı telden vuruyor.


"Where the City Meets the Sea", denizin karayla buluştuğu noktalara vuran dalgaları bize romantik bir dille sunuyor.



"I Wanna Rock"ın dediğine göre VRock bayağı ilk aşklarımdan.

Sen anca hayali radyolara aşık olu - Hadi be



Neredesin Firuze tayfasının sorduğu "Ya Evde Yoksan" sorusuna "Ya Varsa" gibi bir cevap vererek olayın yönünü değiştiriyorum.



Ve ilk aşklarım... Sabaton'la Rammstein. Listenin sonu (kronolojik başı) onlarla dolu.



Arada göze çarpanlar var. Birileri "Halledebilirdik" diyor.

Halledememişler demek.



Powerwolf "Sanctified with Dynamite" diyerek son patlamaları gerçekleştiriyor.



Adamlar da sıranın sonun birkaç şarkıyla paylaşan şampiyonlardan. "Yanmış İçinden" kişisel favorilerimin başlarında olmasının yanında içimizden 'gerçekten' nasıl yandığımızı bir kez daha hatırlatıyor.

"Kutunun dibinden çalar eski bir şarkı" - Yeter, bitir artık şu listeyi.



Listemin başındaki "Ghost Division" Rommel reisin tanklarıyla göz kırpıyor... ama hemen üzerinde başka bir şey var.


Güneş. Sonne.




Ilık bir Eylül akşamı. Bir şeyleri değiştirebileceğimi anlıyorum. Bir şeyleri değiştirebileceğime inanıyorum. Yeni biri olabileceğime.


"Hier kommt die Sonne" - KES!!


...

...

...

Buraya kadar okuyabilen psikopatların şarkı önerilerine açığım. Hepinize teşekkür ediyorum. İyi geceler.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder