8 Ağustos 2018 Çarşamba

Harp

Kalabalığın alkış sesleri sağır eden cinstendi .
Peykân zerafetiyle kalabalığın ortasında Salonu aydınlatıyordu. kırmızı uzun elbisesi şehvetin kırkıncı katını anımsatıyor ve hayalleri süslüyordu. Yozgat Opera binasının önü her zamankinden daha kalabalıktı. Uzun paltosu ile arka kapıdan çıkacakken sigarasını yakmadığını fark etti ve aynada kendisine baktı. Sigarayı yaktı ve paltosunun önünü ilikleyip şapkasını taktı. Yürürken ayakkabılarının onu ne kadar rahatsız ettiğini düşündü. Bir elinde ayakkabıları diğerinde sigarası yürüyordu. Duman gözlerini yakmış olacaktı ki birkaç damla yaşı engelleyemedi kara gözleri. Saatlerce yürümüştü nereye varacağını bilmeden yürüyor ve etrafına bakıyordu. Ayakkabılarını bir köşeye atıp yükünden kurtulmuştu. Bir evin önünde durdu. Bir sigara daha yakıp soyundu. Paltosunun cebindeki notu acı içinde kendi içine sokarken bekaret kanını üzerine sildi. Önünde duran arabanın içine binip derin bir nefes aldı ardından tetiği çekti...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder