20 Aralık 2017 Çarşamba

Kömür Kokusu

Sevdiğim birinin intihar haberini aldım.

Yakın değildik. Ama sevecenliği, duygusallığı ve narin neşesi herkes tarafından bilinen biriydi. Lise zamanlarım onunla geçti.
Bunu yazıyorum çünkü onun yerinde ben de olabilirdim, başkası da, sen de.
Olabilirdik işte.
Bazı insanlar var etrafımızda, acı çektiğini anlayamadığımız, ya da acısını, derdini küçümsediğimiz. Öyle bi yaşıyoruz ki sanki en dipteki bizmişiz gibi, diğerleri şımarıyormuş gibi. Biri derdini açtığında önemsemiyoruz, ya da derdini anlattığını, anlatmaya çalıştığını anlamıyoruz bile. Çok neşeli duruyor mesela karşındaki, ertesi gün evinde ölü bulunuyor. Anlam veremiyorsun. "Çok mutluydu halbuki" diyorsun, "Daha dün konuştuk!"
Ama öyle olmuyor işte.
Depresyon, içten tüketen bir hastalıktır. Kulağınıza fısıldar, duyabildiğiniz tek şey o olana dek. O da dayanamamış demek ki, çok yorulmuş, yardım edecek kimseyi bulamamış etrafında, doktoru bile karşı çıkmış ona. Daha fazla direnmek istememiş belki de. Herkesin dayanma gücü farklıdır, o kendi dayanma gücünün sınırlarını aşmış bile, yaşadığı onca şeyden sonra.
Sonu bu mu olmalıydı?
Kendi mutluluğunu bulabilme ihtimali varken neden insanlar tam tersini yaptırdı ona? Neden yalnızlığa itilmek zorunda kaldı?
İnsanları anlayın. Ne istediklerini, ne zorluk çektiklerini. Ve hiçbir zaman size söylediklerini hafife almayın.
Bir insan düşünün, çevresindeki bütün herkesi din, dil, ırk, cinsiyet ayrımı gözetmeden sevmiş, korumuş; onlara sadece insan oldukları için değer vermiş. Çok iyi iş çıkarmış, elinden geleni yapmış olmasına rağmen kötü biri olduğu düşüncesiyle depresyona girmiş, çok savaşmış fakat bu savaşı kaybederek çıkış yolunu intiharda bulmuş 27 yaşında bir genç düşünün. Organlarını bağışlamış, sırf bu yüzden de hiçbir şekilde vücuduna zarar gelmemesi adına tavada briket kömürü yakıp onu soluyarak intihar etmiş bir insan düşünün. Hayat enerjisiyle dolup taşan birini bu sonuca getiren baskıyı düşünün. Mektubununun son satırlarında bile "Bana elimden geleni yaptığımı söyleyin." diyen bir insan düşünün.

Veda mektubundan bir şeyler koyacağım buraya

"...
"Bitirmek" lafı kolay
"Bitirmek" zor
Neden acı çektiğimi bulmamı istediler
Gayet iyi biliyorum. Ben, benim yüzümden acı çekiyorum. Başından beri hepsi benim hatamdı, ben işe yaramaz olduğum için...
Doktor, bu sözleri mi duymak istiyordun?
Hayır. Ben hiçbir şeyi yanlış yapmadım
Ufak ve nazik bir sesle karakterimi suçladığında
"Doktor olmak epey kolaymış" diye düşündüm.
Bu kadar acı çekiyor olmak ilginç bir şey.
Benden daha çok zorluk çeken insanlar gayet güzel yaşıyormuş ama
Benden daha zayıf insanlar gayet güzel yaşıyormuş ama
Öyle değil gibi.
Yaşayan insanlar arasında benden daha çok zorluk çeken insan yok, benden zayıf insan da yok.
Öyle olsa bile yaşamaya çalıştım.
Neden böyle yaşadığımı binlerce kez sorsam da, benim için değil
Sizin içindi
Benim için olmasını istedim
Lütfen bilmeden konuşmayın.
Neden zorluk çektiğimi bulmamı istediniz
Binlerce kez söyledim,
Neden zorluk çektiğimi.
O kadarıyla, bu kadar acı çekmem zorsa
Daha özenle hazırlanmış bir dram mı olması gerekiyordu?
Biraz daha fazla neden mi olması gerekiyordu?
Çoktan hikayemi anlattım ya.
Fikirleriniz değişmediği için olmasın?

Bunu neden mi seçtim. Komik bir olay.
Şimdiye kadar dayanabilmem bile takdire değer
Daha ne söyleyebilirim ki. Sadece sıkı çalıştığımı söyleyin herkese.
Şimdiye kadar iyi iş çıkardığımı söyleyin. Zorluk çektiğimi söyleyin.
Gülemeseniz bile beni suçlayarak göndermeyin lütfen
Sıkı çalıştın
Gerçekten zorluk çektin deyin bana.
Hoşçakal. "

1 yorum:

  1. Sıkı çalıştı, gerçekten zorluk çekti. Tanımıyorum, ama güveniyorum

    YanıtlaSil