20 Mart 2017 Pazartesi

yorum yazın

Kanıyorum. Bu yazıyı okuyan bütün arkadaşlarımdan vakit ayırıp yorum yazmalarını istiyorum. Zihninizden geçen herhangi bir şeyi yazabilirsiniz; bu yazıyı okuyunca aklınızda beliren bir anı, bir şarkı sözü, bir mısra...
Amacım burayı sanal sohbet odasına çevirmek değil, sadece duymak istiyorum. Zira soğuk ensemden vuruyor bu kez, ölüyorum.

Cemre toprağa düştü dediler, yalan: Kalbimin sokak aralarında hâlâ kar var. Erir mi karlar bir gün? Gelir mi bahar, gelir demiştin ya? Aylar sonra Sezen dinliyorum. Üzülmek istemeden attığım her adımda daha çok yıkılmışım. Cümle kuramaz hale gelmişim. Düz cümlelerimden özneyi çıkarıyorum hep. Kulak tırmalayan cümleler kurmaktan haz alıyorum artık. Sürekli tekrarları seviyorum, çünkü bilirsin, ne yapsam da hissettiklerimi hissettiğim gibi anlatmaktan acizim. Kısa cümleler kuruyorum. Kırık kırpık. Hayallerim gibi. Çoğu zaman yazmaya bile korkuyorum hatta; kendi hislerime tutsuyorum.* Dokunamıyorum kalplere bir zamanlar yaptığım sıcaklıkta. Samimiyetten uzağım. Kendimi kaybetmişim ben, hâlâ arıyorum. Geçer demiştin ya. Geçmiyor. Bense söylediğin tek yalanın bu olduğunu umarak yaşıyorum. 
Önce gülüşün beliriyor gözümün önünde. Kirpiklerinin ahenkle birbirine geçişini anımsıyorum. Güneş vuran yüzünün kalbimi ısıtışı geliyor aklıma. ‘Ay yüzlüm’ benzetmesi o an anlam kazanıyor. Sonra bir başkasına gülüyorsun bir zamanlar bana güldüğün gibi. Tüm hayalin kaybediyor samimiyetini. Sen bitiyorsun. Seni neden sevdiğim anlamsız kalıyor. Ve zihnimde bir anlama bina edilmiş ne kadar kavram varsa yokluğa gömülüyor. Gecenin en karanlığında bir rüya ortası gibi. Uyanıyorum. İnandığım ne varsa sorguluyorum yeniden. Hâlâ Sezen çalıyor. Zihnimden çalıyor, kalbimden çalıyor, yaşanmışlıklarımdan ve yaşan(a)mamışlıklarımdan çalıyor Sezen. Çal be Sezen! Sana helal olsun!


Ben korkuyorum. O bahar hiç gelmeyecek diye korkuyorum. Ben korkuyorum. Aklımdaki sonu gelmeyen ihtimallerden korkuyorum. Gülüşünü gören çok kadın var, ben korkuyorum. Benim derdime ortak değilsin o kesin de, ya kendi derdini de unuttuysan diye endişeleniyorum. Bağışla. Korku kanıma işlemiş. Seni hâlâ şiirlerime alet ediyorum ama. Bağışla. Tüm dünya düşman olmuş bana. Bari sen bağışla.

*tutsamak: tutsak olmak


13 yorum:

  1. İmkansızı beslemeye devam demek

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İmkansızı beslemiyosun,
      imkansızda kalıyorsun
      umut ediyorsun
      'sanki her şey imkan ölçüsünde mi gerçekleşiyor' diyerek

      Sil
    2. Yaşanmışlara ve yaşanması muhtemellere vefa diyelim. Yaşanmış mucizeleri referans yapıp yaşanacak mucizeleri beklemek. Evet, bir nevi beslemek. Umudu, muhabbeti, merhameti... Güzel olan ne kadar duygu varsa hepsini beslemek.

      Sil
  2. Umut etmek. Elimizdeki tek şey bu çoğu zaman. Bazen de umut etmeyi bırakmak.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bazen de ne umut edebiliyoruz ne de bırakabiliyoruz tam anlamıyla.

      Sil
  3. Eğer kış “Bahar yüreğimdedir” deseydi ona kim inanırdı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bunlar hep amerikanın reklamları

      Sil
    2. Çok inandım ben, artık inanasım yok. (İnandı)

      Sil
  4. " Çocukken birçok aşk masalı okudum.
    Büyüdüm aşkı yaşadım,
    Şimdi ben bir aşk masalı oldum..." Bilirsin masallar mutsuz bitmez elbet o cemre seninde kalbine düşecektir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ah ne güzel bir yorum bu! Ama umut kimi zaman öyle illet, öyle can yakıcı!

      Sil
  5. "ay ışığında oturuyorduk bileğinden öptüm seni"
    eğer bir gün oturursanız dolunayda olsun..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir gün oturursak dolunay olur. Teşekkürler...

      Sil
  6. Hiç uzatmadı, gözlerimin içine baktı ve "seni artık samimi bulmuyorum" dedi. Bir daha göz göze gelmedik.

    YanıtlaSil