21 Aralık 2017 Perşembe

Gün mü aydın

"Dün gece ne düşündüm biliyor musun? Belki de o "gelecek" dediğin günler hiç gelmeyecek. Geçecek, demiştin ya. Belki de hiç geçmeyecek. 

17 Aralık 2017 Pazar

11 Aralık 2017 Pazartesi

8 Aralık 2017 Cuma

seçeneklerlerlerler

Kafasında, kim bilir neler var, ne düşünüyor, onun, bunun, özellikle de senin hakkında.

Kötü


İnsan, çıkar içindeki kötüyü

Bağır, çağır, 

Kır, dök ve besle ruhunu

Düşünme bir başkasını ki sevebilesin namını

7 Aralık 2017 Perşembe

YÜKSEK GERİLİM HATTIM


Köşede, yalnızlıktan ölen bir kaç anı, 
başda ağrı, 
ruhda yorgunluk... 
Beden ölmeye hazır, bekliyor vaktini. 
Kıvrım kıvrım içim, böyle dumanaltı sanki.

4 Aralık 2017 Pazartesi

Casta Diva

*kuyucaklı yusuf'a ithafen
"Gidemiyorum. Gidemiyorsun."
gitmeyelim o zaman. İzin verir misin?
Kırdım kafayı. Dersteyim. Ama iyi olurum. En iyi yaptığım şey. İyi olurum ben. İyiyim. Hiçbir şeyim yok be.
İyiyim.

27 Kasım 2017 Pazartesi

Köşebaşı

         Köşe başı çocuklarıydık biz. Kaldırımda üç nefes dinlenir hemen kalkardık, kaçtığımız anılar kokumuzu dahi almasın diye.

26 Kasım 2017 Pazar

Hayatı Dışarıdan İzlemek

     Bazı zamanlar hayata dahil olmak istemezsin.Dışarıdan olanları izleyip gülmek ağlamak yada olanları kafana göre yargılayıp bir film oluşturursun .

25 Kasım 2017 Cumartesi

22 Kasım 2017 Çarşamba

Gülistanın Kapısında

Gülüşündeki nâmenin

yüzüme çarpışı

Tereyağı, Reçel ve Ekmek



Tereyağı desem değilsin. Reçel gibi çok, hep tatlı hiç değil. Ekmek kadar gerekli, belki. Üçünü birleştirdiğimde aldığım zevk gibi sen, içimde tereyağı, reçel ve ekmeksin mi desem? Hayır.
Nesin ki sen? İstesem betimlerim seni sayfalarca. Ah, seni anlatmak ne basit.

.

Bugün çocuklar öldü. 

20 Kasım 2017 Pazartesi

CHARLES MANSON ÖLDÜ ! BAŞIMIZ SAĞOLSUN :(

 
       

           Merhaba bu gün sade bir konu üzerinde duracağım .Charles Manson ölümü ile ilgili duygu ve    düşüncelerimden bahsedeceğim.Bazılarınız kim olduğunu bile bilmiyor belki bazılarınız da benim gibi bir suçlu olmasına rağmen onu seviyordur ve anlıyordur .

Sızıntı

Havalar soğudu iyice.
Sevdiğimden değil,
Ama kış değişik hissettiriyor bana.
Sanki bir şeylere kavuşacakmışız gibi geliyor.

19 Kasım 2017 Pazar

16 Kasım 2017 Perşembe

düşünmektenuyuyamamakkötümesela

Kötü işte.
Bitirdim diyorsun. Arkama bakmayacağım artık diyorsun ama öyle kolay olmuyor işte.

15 Kasım 2017 Çarşamba

9 Kasım 2017 Perşembe

AŞK,GURUR VE DİĞERLERİ

Her zaman aşk deyince akla bir kızın erkeği sevmesi yada bir erkeğin bir kızı sevmesi gelir            akla.Ama aşk sonsuz ve tarıfi olmayan her şeye herkeze  duyulur ama bu gün bir kızın yada bir erkeğin kıza duyduğu duygudan bahsedicem ,gurur ve diğerleride var .

8 Kasım 2017 Çarşamba

Kutu ve Duman

"Ben kaosa hayranım, fakat çoğu deli gibi kendi kaos türümü tercih ederim ve bu benimkine kesinlikle benzemiyor."

4 Kasım 2017 Cumartesi

SEVGİSİZLİK...

       Bazen insanlar kendilerini yanlız hisseder ve yalnız hissettiklerinde sevdiği kişilere sarılmak ve mutlu olmak ister ama bazen o kişi yanlarında olmaz .Başka insanlara sarılmak ister başkalarından destek ister ama onlarda elinin tersiyle seni iter sen bir hiç mişsin gibi ne kadar yakınınız olursa olsun bir süreden sonra yanlızssınız ,hani çok arkadaşım var eyyo diyenler var ya işte yalnız olanlar'dır .

28 Ekim 2017 Cumartesi

Yarım


uyuyakaldığım koltuktan kalkıp zar zor birkaç adım atıp koyu kırmızı perdeleri araladım, güneş henüz doğmaktaydı.

24 Ekim 2017 Salı

20 Ekim 2017 Cuma

sensiz sabah namazı arkası

Sensiz sabah namazı arkası be
Güneş doğmuş ne anlamı var
Soğuklar sensiz üşütmüyor

19 Ekim 2017 Perşembe

"bak, ölüm güzü kıskanıyor"


Radyoyu açmak için yatağından doğrulmuştu.

Haerin ve Tuğçe

"Gelmişsin."

"İhtiyacım vardı."

"Evet. Beni hem sevmiyorsun hem de başın sıkışınca bana geliyorsun. Korkaksın. Acizsin. Salağın tekisin."

"Biliyorum."

8 Ekim 2017 Pazar

Sahi Sen Kimdin Be Süheyla?

Yine ön sevişmesiz geçen bir gece gibi yalnızlığım. Sesli ancak boş. Kafamdaki tek soru yağmuru nasıl durdurabileceğim. Bunu bana anlatabilecek insanın kulu köpeği olurum. Eskiden olsa sokak lahmacununun neden bu kadar güzel olduğunu merak ederim ancak şimdi hedeflerim büyüdü sanırım. Yanlış anlamayın ben değil hedeflerim büyüdü. Hedef dediysek gerçekleştirilebilecek bir şey değil tabi. Hedef işte. Öylesine bir bok.

6 Ekim 2017 Cuma

Değişik-1

Yorgunluk var üzerimde.
Dünya bir günlüğüne dursa mesela. Sadece bir gün. Yapmak istediğim, ertelediğim her şeyi yapsam. O içimdeki gürültü diner belki. Belki tuhaflığın neyden kaynaklandığını bulurum.

3 Ekim 2017 Salı

Sözlerin doğuyor gecelerime

Bir insanı bu denli sevmek acıtıyor belki de. Sevginin karşılığını alıyorsun ama ayrı düşüyorsunuz bi noktalarda. Bizim ki garip bir vedaydı, söylenecek söz yok. Yan yana alınan o demler, yan yana atılan o kahkahalar, düşen gözyaşları.. Bize de kala kala anılar kaldı dört bi yanımızda onlara tutunuyoruz. Evimizdeki birçok şey, gittiğimiz yerler, yürüdüğümüz sokaklar... Canımı sıkıyor yaşamak, karanlık bir yağmur gibi. Ezberebildiğim insanın vedasını izlemek kış kadar savunmasız bırakıyor.

1 Ekim 2017 Pazar

22 Eylül 2017 Cuma

10 Eylül 2017 Pazar

Küvette Anı

Odaya giriyor. Nerede olduğunu bilmiyor ama titreyen elleriyle kapatıyor kapıyı arkasından. Korktuğu için titremiyor elleri. Biraz sonra her ne yapacaksa onu yapmak istemediği için de değil, öylesine titriyor sadece. Her zamanki hali.

4 Eylül 2017 Pazartesi

Roman kitapları üzerine düşüncelerim

Öncelikle aşağıda savunacağım fikrin kafamda henüz yeni yeni oluşmaya başlamasından dolayı bu yazının bir taslak niteliği taşıdığını söylemek istiyorum.

30 Ağustos 2017 Çarşamba

Kırık

          
          
          ''Kirlidir şiir; ve söz, atılmazsa zehirdir” Der şair.

28 Ağustos 2017 Pazartesi

Günümüz güzelliği üzerine düşüncelerim

Güzelliğin yani estetik bir zevkin tartışılabilirliğine canı gönülden inanan ben, bizlerin güzellik anlayışına kendimce anlam yükleyebilirim. Güzellik kavramının bizler tarafından tek bir sığ düzeye indirgendiğini ve bu düzeyin doğurduğu vasatlığı kendimce eleştirebilirim.

24 Ağustos 2017 Perşembe

Platon üzerine düşüncelerim

Öncelikle bundan sonra yazacağım aynı konulu yazılar için bir giriş yazmak isterim.

Hüzün Coşkusu

Şimdi alta bir link bırakacağım ama yazıyı okurken fon müziği olarak kullanmanız için değil, şarkının hissettirdiklerinden bahsedeceğim.

23 Ağustos 2017 Çarşamba

22 Ağustos 2017 Salı

13 Ağustos 2017 Pazar

Ölüyorsun Altan!

Ne yazsam dinmeyecek öfkem.
Ne yazsan da affetmeyeceğim seni.
Yine de yaz ama,
Özledim.
Tüm mesele bu.

5 Ağustos 2017 Cumartesi

beşe on kala

Uzun süre sonra..
Olmaktan en nefret ettiğim yerde, insanların, kalabalığın arasındaydım.

31 Temmuz 2017 Pazartesi

Eyyamgüder

Bir süredir düşünüyorum, bu hayatta ki amacım ne benim.
Neyin peşindeyim ve onu elde etmek için ne yapıyorum.

27 Temmuz 2017 Perşembe

teşekkür ederim

Bu kadar büyük acıların içinde kendimi düşündüğüm her gün kendime daha fazla acıyorum.

9 Temmuz 2017 Pazar

Dalında bir çiçek

Mektuplaşmak farklıdır.'Seni öyle kelimelerin uçup gidebileceği öyle herkesin sevdiği gibi sevmiyorum , ben seni eski usullerle gözüm gözüme değince kalbim duracak kadar , yazdığım her bir satırın bir izi bir yeri olmasını isteyecek kadar seviyorum' demektir mektuplaşmak.O kağıda eliniz değdiği zaman yüreğiniz kaleme mürekkep olmaya başlar.O sıradan kağıt sahibine ulaştığında belki de hiçbir kağıda böyle dokunulmamış hiçbir kağıt böyle güzel kokmamıştır onun için.Kağıtlar selüloz kokarmış, bunun sevdiğiniz en güzel koku olabileceğini bi düşünün... Bir kağıt için milyonlarca ağaç kesilir ya hani ona hürmeten bari hakkını verelim diye en azından,yazalım nolur bir mürekkebi suya değdirir gibi dağılsın kelimeler  bi anlam katsın varlığımıza bunca kıyım.Bir mektuplaştığınız olsun , ölmeyin birinden mektup almadan.Çünkü bu öyle telefon hafızası dolunca silinecek,herkesin yazma şeklinin aynı olduğu kelimelerin susuz kaldığı bir şey değil inanın.Bir mektupta kelimeler büyür,yetişir dalında bir çiçek açar o çiçek sizedir çok seversiniz ama asla kopartmaya kıyamazsınız...

8 Temmuz 2017 Cumartesi

Kadın gibi

Özledim seni
Yokluğuna sarılıyorum demişler ya öyle
Yokluğunla avunuyorum
Bir yerlerde nefesinle kainata can verdiğini umarak.
Sadece umuyorum
Gerisi benim gibi şairlerden uzak
Hasretin soğuk bir taş, yüreğime değiyor
Alıyor ateşini ruhumun, umut denen illetten ziyade
Ölüyorum sevgilim
Kadın gibi ölüyorum
Yaşadığım gibi ölüyorum

Yorgun bedenime fazla bu yaşlı ruh
Dokunuyorum o yüzden kaleme kağıda
Çiğ mısralara doydum ben, şair!
Şimdi bir fısıltı işitmek derdindeyim
Sesini duymayalı da yıllar olmuş ya
Olsun, yolları kulaklarımdan söktüm de geldim

Geçenlerde bir mayıs ayında öğrenmiştim
Sade kahvenin çarpıntı yaptığını
Keşke daha fazla kalsaydım yanında
Her an dokunsaydım saç uçlarına
Ama ölüyorum sevgilim
Her kadın kadar ölüyorum
Yaşadığın kadar ölüyorum

7 Temmuz 2017 Cuma

Işık

Gün doğuyordu, her zamanki gibi. Alacakaranlıktan sonra karanlık gökyüzü, güneşin önderlik ettiği bir ışık ordusu tarafından ele geçiriliyor ve gün göğü fethedilmesiyle başlıyordu. Uzaklarda bir yıldız tek başına belki de milyonlarca yıl uzakta olmanın getirdiği o kaygısızlıktan bir nebze olsun yararlanamadığını açığa vurur gibi gözümüzün önünde- uyanık olanların-kıpırdanarak bu tekrarlanan sonsuz- tam olarak sonsuz değil- döngüyü izliyordu. Sahi kim uyanıktı , kim uyuyordu, kim işe gidecek, kim iş arayacaktı? Bu da sonsuz bir döngüye benziyor değil mi binlerce yıldır tekrarlanan uyu,uyan sonraki yüzyılların ve yaşamın getirdiği iş bul, işte çalış, işin kölesi ol ve işini biz sana durabilirsin diyene kadar yap.
Sonsuz benzeri döngülerle çevrilmiş yaşamlarımızda çoğunlukla -bilinçsiz tüketici kesimden bahsetmemekteyim- sıradan olmamayı hedef biçip sıradan bir hayat sürdüğümüzü fark edene kadar mutlu veya mutsuz bir şekilde yaşayıp bunu fark ettikten sonra ise tamamen kendi içinde çökmeye başlayan bir yaşam oluşturuyoruz. Peki bunu değiştirmek için hiçbir şey yapmıyor muyuz? Ah!Tabi ki de yapıyoruz, değişiklikler -yaşamda değişmeyen tek şey değişimin kendisidir!- diyen Herakleitos misali yaşamımıza girip çıkıyor. Her an her günün aslında önceki güne ne kadar benzese de ondan tamamen bağımsız bir varlığı olduğuna vardığımız anda bu düşünceye hak veriyoruz. Oysa değişim yaşanırken kazanılan, kaybedilen ve bu yüzden ilerideki değişimlere şekil veren bu eksi veya artılara çok dikkat ediyor muyuz? Bilmem ediyor muyuz? Sanırım ediyoruz.
Ne diyordum sonsuz benzeri bir döngü ve ışık.
Biz yaşıyoruz, yaşamaktayız, hiç yaşamıyoruz, yaşamamaktayız.
Günler aynı ve farklı, değişimler geçici ve kalıcı. Sıradan olan sıradan değil ve dediğimiz gibi sıradan. Kelime oyunu yapmak gibi bir niyetim yoktu ama anlaşılmaz durmadığına eminim.
Kontrol edebildiğimiz bir değişim ne kadar değiştirebilir, ne kadar değişimdir özünde?
Kontrol edemediğimizi bildiğimiz zaman ne kadar sonsuz ve sınırsız durur oysa ömür denen şey sayesinde ona bu özelliklerinin yanı sıra kısalık da eklenebilir.
Gün doğdu,ilerliyor saatlerimiz.Hep ileri doğru! Ah şu zaman, ölçüsüz bir zaman ister miydiniz hiç? Ne çalışacağınız saatin kişisel yaşam bazında kontrol edilemediği bir anlamda herkesin kendi saat diliminde yaşadığı.Sanırım sağlıksız olurdu. Yine de düşünelim gece çalışan, işe giden insanlar, şehirlerin gecenin ilerleyen saatlerinde oluşturduğu o koca sessizlik. Şehrin uyanışı. Bunların olmadığını düşünelim gece karmaşası, hayatın hiç durmadığı ve insanların geceye göre evrildiği- tabi ki yüz milyonlarca yıl sonrasına-evrilebileceğini düşünmek.
Saatinize bakın şu an dünyanın bir yerinde öğlen oldu. Öğlen- günün en sıcak saatlerinin işaretçisi.

2 Temmuz 2017 Pazar

30 Haziran 2017 Cuma

DE'LERİ HER ZAMAN YANLIŞ YAZARIM !



Bugün benliğime olan yolculuğumun ikinci günü. Pekte iyi gittiğini söyleyemem. Bu bir kendim ile yüzleşme bir hesaplaşma olduğundan, korkarım ağırdan alacağım. Şuan da koltukta oturmuş bu cümleleri peş peşe sıralarken kendi mahkememim sırasını bekliyorum. Soğuk ve kasvetli koridoru güçlük ile geçip vicdanım ile mahkemem başlıyor. Yöneltilen ilk soru “ Neden ?” oluyor. Neden mi? Emin olun siz de benim yerimde olsanız başka bir dünyada yaşamak istediniz. Beni diğerlerinden ayıran şey; renkleri, rüyaları, doğayı farklı bir biçimde yaşamam. Güneşin herkesten daha farklı bedenimi yaktığını, rüzgârın daha farklı estiğini düşünmem beni sizden farklı mı kılar? Sizin dünyanızda yaşamak bana ağır ve külfetli gelirken, kendi iç dünyamda kuş tüyü gibi hafif olmam sizi kırmaz lakin beni yıpratıyor. Sizin dünyanızda sırtımdaki yüklerle yürümekten belim kırılırken, benim dünyamda sırtım, omzum dik yürüyorum. Vicdanımı susturmak her geçen gün daha da zorken her şeye kayıtsız kalmak eskisinden de zor geliyor. Sevgi büyük bir deniz iken, birini denizler, okyanuslar kadar sevebilirken, ben suyun buharlaştıktan sonra dibinde kalan tuzları seviyorum. İnsan herkesi sevebilir ama ben herkesi sevemem bunu kendime yapamam. Herkes seni sever, ama senin için sıcaklığa katlanabilen, yok olmayı gözüne alabilenler sayesinde dipteki tuza ulaşabilirsin. Sevgi tuzdur. Yakar, iyi gelir, seni toparlar. Asla tatlı değildir. O yüzden Hâkimim, ben kimseyi sevmem.

27 Haziran 2017 Salı

Kanatsız Melek

            Her zaman olduğu gibi yine heyecanla başlıyor satırlarım çünkü bu defa gerçek okuyucusuna ulaşacak yazdıklarım. Bu his çok farklı çok güzel ama yanlış anlamayın aşktan dem vurmayacağım bu defa ya da yalnızlığıma intizar etmeyeceğim. Bana kendimi şanslı hissettiren, nice güzel anılar biriktirdiğim o insan için yazacağım dostum için yazacağım.
 
            İnsan hiç bilmez yaşadığı anın kıymetini hep ya öncesini düşünür özleriz ya da geleceğe nice hayal kurar kendi kendimize o hayallere imreniriz. Oysa bu satırları yazmama sebep olan insanın güzel bir sözü vardır :" Geçmişti gelecekti derken anı yaşamıyoruz be Büş ileride bu zamanları özleyeceğiz." Ne kadar haklı olduğunu her geçen gün anlıyorum. Şöyle bir bakıyorum okuduğum bu şehri sevdiren, yurt hayatını sevdiren , yurtta kalmamıza rağmen elleriyle bana sahurlar hazırlayan , ben terasta ağlarken yaslandığım omuz olan o güzel...
             Daha iki sene oldu benim yazmakla bitiremeyeceğim nice anımızın biriktiği ama bakıyorum da senelerimde inci tanesi gibi hep olsun istiyorum. Kimi zaman meyvemi elleriyle soyan annem, hastalandığımda doktora götüren babam, dertlestiğim ablam oluveriyor hayatımda. Kan bağı olmadan kardeş olabildiğini öğreten biri daha girdi hayatıma.
              Benim duygularımı ne kalem ne kağıt anlatabilir aslında. Bugün onun doğum günü arkadaşlar hediyeler, pastalar hepsi teferruattır aslında insan sadece hatırlanmak istiyor. Muhtemelen şu an unuttuğumu düşünüyor ama ben ona bu satırları yazmakla meşgulüm.
              Evet bana bunları yazdıran bu güzel kızın adı Şifa ve hepinizin huzurunda ona birkaç şey daha söylemek istiyorum (evlilik teklifi gibi oldu.😂)
Benimle nice Cana KAZAZ'ın şarkılarını dinleyip dilime dolandığı için kızdığın,ben patatesli krokandan binlerce yerken derin sohbetler yaptığın, bir sürü plan yapıp hepsinin bozulmasına bile güldüğümüz,hastalarımızı beraber iyileştirebileceğimiz, yaşlılığımızın bile birlikte geçtiği senelerimizin olması dileğiyle kardeşim iyiki varsın iyiki doğdunnn...






25 Haziran 2017 Pazar

Minuit à Ankara

Yazı yazmanın bir işçilik olduğunu düşündüğüm günlerdeyim.

Nazım Hikmet'i gördüm ilk önce. Hücresindeki küçük masasında, eşinin getirdiği uçlu kalemle yazıyordu. Onlarca kağıt buruşturulmuş. Onlarca kelimenin üstü çizilmiş, yenileri yazılmış kenarlarına, karmakarışık düşünceler yığılmış üst üste. Yalnız bir tanesi var ki yatağının üstünde duruyor. Birazdan postacıya verilmek üzere, eşine, biriciğine o günlerdeki, Pirayende'sine yazılmış. Özenle konduğu zarfın içinde, yatağın baş köşesinde iki sevgiliyi buluşturmayı bekliyor üzerindeki bir avuç kömürde. Arkadaşlarıyla konuşuyor yemek sırası beklerken, ya da avluda çayını yudumlarken. "Bu cümle durumu biraz yavanlaştırmış Nazım, hani şu geçen gün bana gösterdiğin bir tane vardı, onu koy buraya." diyor Kemal Tahir. Nazım "Olur." diyor. Biraz daha okuyor. Yeni bir şeyler, daha evrensel bir şeyler, herhangi bir şeyler arıyor ve okuyor, yazıyor, karalıyor, yırtıyor, siliyor, atıyor, yeniden yazıyor. Bazılarını seçiyor kenara koyuyor. "Bu oldu işte. Piraye'ye de okutmalıyım bunu."

23 Haziran 2017 Cuma

Aşk

Aşk nedir? Kimileri için fedakarlık, romantizm, midedeki kelebekler,  sevgililer günündeki ayıcık, öpücük, seks, kıskançlık..

UMUTLAR SÜRÜLMÜYOR MAVİLİKLERE ANNE

Renkler kör olmuş anne.Siyahla beyaz birbirine düşman olmuş.Mavi mesela umudun rengi ya hani siyaha çalıyor artık kurtar anne umutlar sürülmüyor maviliklere.Siyah hakim heryere.Yardım et bi gülümsesen düzelicek bu ahuzar biliyorum söyle onlara anne aksınlar birbirlerine.Zerrelerini karıştırmıyorlar,boğuluyorum.Gökkuşağı gitti, ya gökyüzü anne !
Hani nerden bakarsan bak maviydi...Renkler görmüyor anne kan dolu gözleri.Kan kırmızısı derler ya değil hani.Kuşlar desen ötmüyorlar eskisi gibi.Bi çocuk geldi anne kapıya dayandı dilendi,yalvardı elinde biraz ekmek vardı.Ekmek doyurur mu anne ölü ruhları ?
 Yardım et anne bi gülümsesen geçicek tüm bu yoksuzluk biliyorum.Sesim çıkmıyor galiba ağma oldum ya insanlar sağırsa anne? Araftayım gel kurtar nolur ya bu dünya çok renkli ya ben siyahım anne.

21 Haziran 2017 Çarşamba

ÖZGÜR

Tam tamına bugün sensiz geçen ; 107. gün.
Doğum günün geçeli ise 8 gün oldu.
Ardımda bıraktığın saye'ni özlediğim gerçeğini kabul ediyorum artık. Ne kadar geç olsa da. İnsanoğlu birini kaybedince anlıyor sevdiğini. Ne yazık ki ben de böyle farketmek zorunda kaldım. Benliğimizin hüküm giydiği bu dünyada iki ayrı hayata sürgün edildik. 28 yaşında olman seni ne kadar durduramıyorsa bilki 20 yaşında olmam da beni bir o kadar durduramıyor. ÖZGÜR olsa damarlarımdaki akan kan. Kanlarımız kavuşsa en azından. Ellerim seni özlüyor, gözlerim, gülüşlerim. Yetmiyor artık isyan ediyorum. Hafızamı yokluyorum , zaman su gibi akıp defolup giderken çehreni unutuyorum. Biliyor musun ? Bu senin için saçma gelicek belki ama ben senin doğum gününü dün gece yarısı hatırladım. Özür dilerim...
Acıyan yerlerimi artık gösteremez oldum. Acıtan sen olduğun için. Eskiden acıyan yerimi sana gösterip, gözlerimden yaşlar süzülürken senden sıcak bir öpücük beklerdim. Yaralarım artık mühürlü dudaklara. Sen, ben de öyle bir yarasın ki Annem'e gösterip ağlayamadığım. Bayram artık yok ben de. Hayatıma çarparken duvarlar, nasırlı ellerle kaldıramıyorum artık. Bunu okuyamayacaksın ama DOĞUM GÜNÜN KUTLU OLSUN! Tanrım'dan isteğim, gözlerinin rengini unutmamam. Gökyüzüne bakıp her seferinde seni hatırlamam. Kuşlar uçarken ÖZGÜR'ü hatırlamam. İçimden kopup gitti yine.
 Hoşgeldin 108.gün....
https://www.youtube.com/watch?v=W1gUrzujPt8


20 Haziran 2017 Salı

Göçebe Hayat

Sıradan bir hayat benim hayatım olamaz. Olmamalı. Sıradan bir hayat sürmek istemiyorum. Paranın kölesi olup, günde sekiz saat çalışan işçi olmak istemiyorum. Veya herhangi bir patron-işçi ilişkisini.

Yan sen güzel kardeşim.

Dışarıda kar kokusu var.

Daha 17 yaşında, herşeyin ta en başında. Bir şubat günü.
O günden sonra da tek kaldım zati.
Abi neden?
4 sene olacak abi.
hoş.
21 sene olacak.
her geçen gün birbirinden daha beter haberler,
her gün üzerime fırlatılan küfürler,
tam manasıyla siktir olup gidenler

Ahmet Kaya'yı gerçekten severim.
Nerden bileceksiniz parçası son 4 senemi öyle bir anlatıyor ki.
İnan öyle bir anlatıyor ki.

Gün gelir devran döner.
Gün gelir devran döner.

Hesap sorulur.

Çok üzülüyorum çok.

15 Haziran 2017 Perşembe

İYİ BAYRAMLAR

Kırmızı ayakkabı aldırdım Babama. Biliyor musunuz Annem derdi de inanmazdım ? Baş ucuma koyup uyudum dün gece. Özür dilerim, uyumuşum hemen. Sabah çocukluğumdan kalma tek yarama dokundum. Yüzümdeki tebessümü görseydiniz keşke. Aynada uzun uzun kendime baktım. Parmaklarım gözümden yaşlarımı saklarken güldüm. Bir pazar sabahı... Bir pazar sabahı daha sessiz sakin terketti ve huzursuzluk bıraktı geriye. Evde "çıt" çıkmıyor. Sayılı anılar bırakmıyor peşimi, an ve an ölüme terkediyor. Soğuk bir bıçak darbesi ayırıyor bizi. Gün geçtikçe hırçınlaşıyorum duvara karşı. Konuşmuyor, sorduğum sorunun karşısında yanıt alamayınca ellerim çok acıyor. Belki de demek istediğim ruhumun çok acıdığıdır. Ne kadar uzağa kaçsamda dönüp dolaşıp yine duvara dönüyorum. Her defasında daha sert vursam da ona, sevmekten vazgeçemiyorum. Duvarın sesini duymaları için daha da sert vurmaktan bıktım artık. Aramızdaki duvarı yıkamıyorum.
Beyaz elbisemi giydim, kırmızı ayakkabılarımla, Annem saçımı ördü. Duvara koştum. Saatlerce bekledim. Pes ediyorum artık ne kadar da istemesem de. Anladım ki aramızdaki duvar sevgiyi bile dinlemiyor. O sadece soğuk, sessiz ve vakur.
Kutlu olsun "KAVUŞAMAMANIN " Bayram'ı.

13 Haziran 2017 Salı

Bu Ne Şimdi

Zihnin çığlıklar atıyor, atacak da. 
Gözlerin, gözyaşların o kadar çok akacak ki, gözlerin mi uyuştu yoksa gözyaşların mı tükendi diye düşüneceksin. 
Her gün. Sonraki gün, sonraki gün, sonraki gün de; içini parçalayan o sözler, anılar, kalıntılar sarsacak seni. Yine. Kurtulamayacaksın. 
Yine. 

11 Haziran 2017 Pazar

Alçak Sağırlık

Gündüzsüz bir acının kollarını tanıyorum ben.
Siz, sizler duyuyor musunuz ne söylüyor teninize çarpan bu rüzgar, bu soluksuz hava, bu dingin zaman?
Siz duyuyor musunuz nelerle sınanıyor insan, ne acılara gebe sineler, ne hasretleri düğümlüyorlar boğazlarına bin kere?
Duyuyor musunuz türkülerin hikayesini?

9 Haziran 2017 Cuma

Değişik

Vuhuuğ.
Bugün hayattan bahsedeceğim biraz. Nasıl başlayacağımı da bilemiyorum pek. Üzgünüm.

Zor, Kolay; Kolay, Zor

Sevmek zor, nefret etmek kolaydı.

8 Haziran 2017 Perşembe

Hayalet Olana Dek.

Yıllardır kendimle boğuşuyorum. Kimsenin yap(a)madığı kötülüğü, hiç düşünmeden kendime yapmaktan her dakika, her nefes alışımda nefret ettim. Yıllardır; içimdeki bu yalnızlıktan, karanlıktan kaçtım.
 Kaçmaya çalıştım.

31 Mayıs 2017 Çarşamba

Veda

Vedalaştık. Ve patladım.
Son damla düşmüştü sanırım.
Ağladım. Tutamadım kendimi. Bahçeli'den eve kadar ağladım.

YOKUŞ AŞAĞI YÜRÜMEK KOLAYDIR

Olmayacak şeylerin mümkünlüğünü izliyorum şu aralar.İnsanların konuşarak düştüklerini görüyorum.20 yaşında bir kız yaşantısıyla,acılarıyla koskoca bir kadına dönüştü.İzliyorum...
İnsan illa da uzun yıllar geçirdiğiyle çocukluk arkadaşı olmuyormuş.Birkaç senede birbirimizi büyütmüşüz,acılarımıza gülmüşüz.Çaresizlik basit bir kelime olamaz,olmamalı.Ben o çaresizliği elimle tutuyorum kim kanıtlayabilir şimdi bana soyut olduğunu...Dakika da ortalama 90 kere atan bir kalbim , günde 25 bin kere kırptığım gözlerim var ama hiçbir şeye sığdıramadığım bu düşüncelerle ne yapacağım bilmiyorum.Neden bu düşünmenin de bir sınırı yok anlamıyorum.Birkaç edebi sözden ibaret değilmiş düşünceler,aklının sınırlarını,kalbinin kuyularını nasıl kelimelere sığdırabilir ki insan.
Kelimeler, bazen insan olsa otursa karşıma anlayabilirler mi sahiden beni...? Hayatımın yokuş yukarı tırmandığım dönemine geçtim farketmeden sanırım, yoksa bu ağrıların başka bir anlamı olamaz.

30 Mayıs 2017 Salı

SİZE DANSÖZ İLE BİR ANIMI ANLATAYIM

Tarih : 06.03.2016
Yer : Ankara/ Kızılay

Orada bulunma sebebim sadece doğum günümdü.
 Ağabeyimle ailem arasında problemler var konuşmuyorlardı o dönem. O gece dışarı çıkmak için ağabeyimle, yalvar kayar babamdan zor izin aldım. Babam da   her şeye öyle izin veren bir adam değildir. Neyse çıktım apartmanın önüne, bizim ki taksiyle aldı beni gittik Kızılay'a. Saatlerce oyun oynadık Sakarya'da. Benim en sevdiğim şeydi o dönemler. Elime bir silah alıp saatlerce zombi öldürürdüm. Saati heba edip çıktık oradan klasik Burger King...
Gel dedi sinemaya gidelim, dedim yok ne gerek var. Yılanım tabi ben de biliyorum akşam içecez. Aldı beni bir bara götürdü. Ankara'da olanlar bilir, Teras bar vardır. Hani Behzat Ç. 'nin kızının kendini attığı yer. Bir bira yuvarladık. Sağımda solumda millet zoom zaten. Boğuldum hadi çıkak dedim. Karanfil'de yürümek bana iyi gelir. Sanki Karanfil töbe töbe. Neyse çıktık bu seferde başka bir bar'a geçtik. Adını hatırlayamıyorum. Oturduk masaya, 70'lik istedi ben de bi gazoz alayım dedim. Ortam pavyon gibi, kadının biri şarkı söylüyor. Ayyaşaın biri istek parça istedi hem de Serdar Ortaç'tan. Allahım diyorum bu nasıl bir yer. Ağabeyim içiyor bana bir şeyler anlatıyor, benim de hiç umrumda değil yalan söylüyor çünkü. Hayatımdan bir gün kayıp sayın okur!
İlerleyen saatlerde kadın "Ben Yoruldum Hayat" adlı parçayı seslendirmeye başladı. Ağabeyim ağlıyor. Üstüme bindirdi yine derdi tasayı rahatladı pezevenk. Sonra demin o ağlayan değilmiş gibi doğum günün kutlu olsun dedi ve içeri DANSÖZ girdi. Dedim bu herhalde bar' a özel. Hayır sayın okur ! Hayır! Bizim masaya geldi. Nasıl dansediyor allahım nasıl dansediyor. Ağabeyimin salyaları nasıl akıyor. Abartısız 1 saat önümde kadın meme show yaptı. Diğerlerini söylemiyorum...
Ağabeyim maaşının yarısını kadının bir yerlerine iliştirdi zaten. 20 TL verdi bana, mal gibi bakıyorum ne olacak diye. Dansöze tak diyor...
Kadın geldi önüme allahım ben nasıl takacam diye düşünürken kadın bana oynamaya başladı. Aldım bir güzel nazik bir şekilde kalcasına iliştirdim. Nasıl ama korkarak tenim tenine değmesin diye kötürüm oluyodum. Kadın çıkardı parayı, meme tak dedi. Yarabbi... Allah affetsin sayın okur! Kadının suratına anlamsız bir şekilde baka  kaldım. Baktım son çare bu, parayı iliştirdim memesine. Elim tenine değdi kadının. Hayatımda hiç sevmem ben de bir kadın ve ya bir adamın teninin benim tenime değmesini. Küfür ettim içimden saatlerce. Bok vardı da geldin aferim...
Bu nasıl doğum günü be ?! Bir de ne göreyim. Kadın yolunu bulmuş başka bir masada bir adamla şarap içiyor. O gün ben o kadına bir dua ettim bir dua ettim. Allahım sen bu kadını bu yoldan uzaklaştır , sen onu doğru yola sok diye diye. Ben hayatımda daha böyle bir duayı ne kendime ne de başkasına etmemişimdir. Sonra eve gitmek istediğimi söyledim ağabeyime. Taksiyle eve bıraktı.

29 Mayıs 2017 Pazartesi

ÖTEKİNE MEKTUP

Bugünlerin hakimi korku, güzelim.
Sanki hep oymuşçasına hem de.
Yazmaktan, konuşmaktan, kelimelerden...
Bunlar benim değil ki cancağızım,
pek bi anlamsızlar benim ellerimde
nasıl korkmayacağım kullanmaktan!
Bi o kadar da kullanılmış, yıpranmışlar
sahipsizler gibi...

20 Mayıs 2017 Cumartesi

bi bira açtım

bi bira açtım ve girdim kendimi kendim gibi hissetmek için şu platforma
bi bira açtım yasak olsa da yurt odasında

?

Neden dans ederiz?
Neden ölürüz mesela.

13 Mayıs 2017 Cumartesi

Bütün yazarların dikkatine.

Arkadaşlar yazılarınızı yazdıktan sonra, başlangıç kısmından bir yer belirleyerek, yazılarınızın ana sayfada tamamının çıkmaması için alttaki resimdeki eklentiyi kullanın ve "etiketler" kısmına yazar adınızı yazın lütfen. Teker teker uğraştırmayın beni.

İmza: Apartman Yöneticisi



6 Mayıs 2017 Cumartesi

5 Mayıs 2017 Cuma

Randevu-3

+Hissediyor musun?
-Hissetmemem gerekenleri mi konuşuyoruz yoksa herhangi bir şeyden mi bahsediyoruz?

30 Nisan 2017 Pazar

SÖZ KALIR MI ?

Korkularımın bana büyük geldiği yerde sığındım cesaretine
Göz gözü görmezken önce ellerim gördü ellerini
Sahi neydi bizden geriye kalacak olan?
Biraz acı belki biraz da sevgi

ANLAMLAR

Sağım,solum,yolum
bunca yaşamışlığım belki de yaşayamamışlığım

26 Nisan 2017 Çarşamba

Küfrettim

Flood yaptığım için reportlanacağım galiba.
Sarhoş etsenize beni.

Arabalı snep

Ne güzel gülüyorsun.

Ömrünmün sonuna kadar beni gözardı edemem.

Beni köyümün yağmurlarında yıkasınlar

Sadece filmlerde mi olur?

Gecenin bir yarısı film izlerken bahçeden gelen bir gümbürtü.
Son 1 ayda etrafımızdaki 4 evin soyulması.
Sıra bize gelmesi gerçeğinin en az hayat kadar acı biçimde farkındalığı.

BU BAŞKA

Rüzgarın kirpiklerime deyişini hissediyorum.Nefes verirken çıkardığım o garip sesi...
Ne garip insan dibe en yakın olduğu yerde tüm varlığından haberdar oluyor ancak.

25 Nisan 2017 Salı

MENZİLİ UZUN BİR MEVZU 2

Bir edebi roman titizliğinde yaşamak vardı acıları
Bin bir ahenk , betimleme ile anlatmak vardı
Her şey  eskiden güzeldi
Sevmek, ağlamak, korkmak...
İnsanoğlu acılarını bile hakkını vererek yaşayamıyor
Her şey eskiden güzeldi

24 Nisan 2017 Pazartesi

Var mısın?

Varsın, belgeye dökmeye ne hacet
Neyine gerek kanıt hüsn-ü cemalinin 
Pirüpak ellerinin neyine gerek 
İliştiği yerde çiçek açtıracak gözlerinin

23 Nisan 2017 Pazar

Dİ'Lİ

Basit bir cümle kurdum di'li geçmiş zamanla
Cümle basitti lakin noktayı o cümleye koymaktaydı marifet

DEVR-İ DEVRANINI

Anonim bir sokaktayız biz
Adı yok ,kaldırımı yok
Çıkmaz, çıkılası yok

21 Nisan 2017 Cuma

YORUM YAZIN

FAZLA MI MELANKOLİĞİZ ?
HİÇ Mİ MUTLU ŞEYLER YAŞAMIYORUZ ŞU PATLAK HAYATTA ?

20 Nisan 2017 Perşembe

!!!

Pardon, buradan tramvay kaçta kalkar ?
Yetişmem gereken bir hayat var.

İKTİSAT'TAN 47 ALMIŞIM

Sıralara yapışmış bedenler, mahmur yüzler bilirim
Bedeni burda fakat ruhu gezgin olan insanlar tanıdım

Öp beni

Yoruldum yine. Koşuşturmacalar ve günlerin hızlanmış olarak geçişi bir tek aklımda kalan. Bir de uyumalarım.

18 Nisan 2017 Salı

PASİFLORA

Göklerdeki babamız
Gör-duy-bağışla
Yakışsın kopkor

İRASYONEL SOKAK

Daha doğmadan başlayan bıçkın acılarımı çıkarır oldum
Salt bir karanlıkta kaldım
Elimde sönmeye yüz tutmuş sigara
Eş maliyet doğrusu ve optimum girdi bileşimi
Sermayesi, emeği, işçisi

9 Nisan 2017 Pazar

4 Nisan 2017 Salı

SEPTOM

Yaramaz bir çocuk gibi yağmurun altında saatlerce ıslanıp hasta olursun, ateşli anlına hızır gibi yetişen Anne eli soğukluğu olur ya, seninle göz göze gelince ruh parçam, ben de o hisleri uyandırıyorsun.

Manzaramdaki Çiçek

Karşımda manzara aklımda sen, neler olup bittiğini ah bi bilsen. Seni düşünürken zamanın nasıl geçtiğini anlayamıyorum *Seni düşündüğümde gökyüzüne kadar zıplamak istiyorum.*

2 Nisan 2017 Pazar

üçyüzaltmışbeş

Bitti işte,
Tüm umudum, sana olan tüm bağlılığım beraber kurduğumuz hayallerimiz yok artık .

1 Nisan 2017 Cumartesi

BED-HAH & BA'DE : 1



Geride her şeyi bıraktığın gün büyürsün. Arkana döndüğünde seni oraya bağlayacak bir şey olmadığının farkına vardığın gün, ruh parçam, işte o gün büyürsün…

KİMSE YOKTU BEN DE KENDİMİ VURDUM.



Bugün yine hangi acının üstüne yattım ki katlanılamaz bir hal almaya başladı her şey. Ağlayamaz, sevinemez oldum. Hisselerimi kaybettim ve hiçbir şeye tepki veremez oldum.

"ABİ" HİÇ KAPANMAYACAK YARALARIM

İlk defa kardeştik saat 04.00 sularında. El ele verip koştuk Karanfil sokaklarında. Alkoldü şisede durduğu gibi durmayan. Onlar unuttular koştuğumuz boş sokakları bense inadına hatırladım. Başkalarının yüklerini amele gibi taşıdım .

30 Mart 2017 Perşembe

Toparlanamayanlara Selam

Çok oldu öyle değil mi içimi dökmeyeli? 
Kelimeleri birleştiremiyorum, toparlayamiyorum kafami. Nerede kaldim neler yapacagim bilmiyorum..


29 Mart 2017 Çarşamba

Bir Yıldız Ve Bir Gezegen

Uzun bir yola girdiler. Altlarında yıldızlar, üstlerinde gezegenler dolaşıyordu. Baktılar evrenlerine son kez. Her aşkın ayrı bir evreni vardı çünkü. Kadın, yıldızları gösterdi. Yere eğildi ve en çelimsizini aldı eline diğerleri kayıp giderken.

28 Mart 2017 Salı

İÇ LİSAN

Yazık,içim.
Buruk gidişten arda kalan paspasın tozuyla var ediyor kendini,

27 Mart 2017 Pazartesi

MENZİLİ UZUN BİR MEVZU




Yavaş-yavaş dönen dünyayı yüküyle durduruyor insan,
Akıp giden zamana karsı çıkamayan,
Güneşi batırıp, geceye mahkûm kalan.

Sahnesiz

Hayata karşı vals ederken, kulaklarımda paslı tellerden acılı bir keman sesi yükselir. Defalarca söylemiştim size, Bu senfoninin notaları benim eserim.

25 Mart 2017 Cumartesi

yorum yazmayın

 Hayal kurmak ve bir hayal sahibi olmak, sonra o hayali hedef olarak atamak ve o doğrultuda bir yol haritası çizmek çok güzel gerçekten.

21 Mart 2017 Salı

Sınırsız

Bir fotoğraf
Önümde duruyor
Zamana karşı
Bulanık çıkmışsın 
Işıkta kutsallığı var anın
Dolanmış aşkına.

20 Mart 2017 Pazartesi

yorum yazın

Kanıyorum. Bu yazıyı okuyan bütün arkadaşlarımdan vakit ayırıp yorum yazmalarını istiyorum. Zihninizden geçen herhangi bir şeyi yazabilirsiniz; bu yazıyı okuyunca aklınızda beliren bir anı, bir şarkı sözü, bir mısra...

7 Mart 2017 Salı

Hadi bunun ismi de `Departure (Home)` olsun


 

  Aylar oldu sahip olduğum birçok şeyi arkamda bırakıp yeni bir hayata başlayalı. Yeni bir sayfa açalı desem daha doğru bir ifade olur sanırsam, hala o sayfaya bişeyler karalama gücünü bulamamış şekildeyim uzun zamandır.

6 Mart 2017 Pazartesi

Körelmiş Kelimeler

Hâlâ söyleyecek çok şeyim var.
Geçmeyen, dinmek bilmeyen bu acıyı bir ömür anlatsam yine de sanki bir yerlerde bir şeyler eksik kalacakmış gibi hissediyorum. Nasıl anlatacağımı bilemediğim, kelimelerini seçemediğim, yaşadığım bu tarifsiz acıyı hangi kelime tam anlamıyla karşılayabilecekti?

1 Mart 2017 Çarşamba

Gülmenin Anlamı Üzerine (Felsefe Yazıları-3)

         Henri Bergson. FFSK (Fransız Filozoflar Spor Kulübü) formasıyla 19. yüzyılın ikinci ve 20. yüzyılın ilk yarısında top koşturarak irregular bir okul hayatı geçirmesine rağmen, adını yeşil sahalara kazımış ve konu zaman algısı, bilginin erişilebilirliği ya da tipsiz düşünürler olduğu vakit adından söz ettirmeyi başarmıştır.

24 Şubat 2017 Cuma

Vazgeçiş


  Sessiz sakin adımlarla boş bir caddede ilerliyordu. Sağda solda dükkanların tabelalarından yüzüne yansıyan kırmızı renkteki leon ışıklardan rahatsızdı. Derin bir iç çekti. Bu iç çekişlerin sonu hep vazgeçişlerinin başlangıcıydı. Onun, vazgeçişi barındıran güzel bir geçmişi vardı.

11 Şubat 2017 Cumartesi

Ben geldim



“Bütün ölememişliklerini tek seferde öleceği gibi, bütün ağlayamadıklarını tek seferde ağladığı gibi, bütün sahip olduklarını tek seferde yitireceği gibi. Yorulmaz insan bazen. Yorulmaz, yorulmaz, yorulmaz. Sonra birden bire yoruluverir.”

Buruk

Gözlerimi açtığımda başucumda onu bulacağımı bildiğim için bu yola girdiğimi hala kabul edemiyordum. Ona bakmanın hala beni hayatta tutan tek şey olduğuna inanamıyordum. Onun yaralarına baktıkça kendiminkileri kapatıyor, akan göz yaşlarıyla ruhumu yıkıyor, bütün günahlarımı sil baştan temize çekiyordum.

6 Şubat 2017 Pazartesi

Yarım



Nereden bilebilirdik ki bir gün hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını?

1 Şubat 2017 Çarşamba

Yakarış

"Erken çekilen acıların ışığı, asla değişmez, parmak izi gibi ele verir insanı hayatın her döneminde"

29 Ocak 2017 Pazar

Bilinmezlik



“Herkes okusun der bu çocuk ve kendini kurtarsın. Çocuk okur fakat kendinden kurtulamaz.”

28 Ocak 2017 Cumartesi

Anımsamak

   "Kelimeleri daha önce öyle yerlerde kullanmış oluyoruz ki, kirletir diye korkuyoruz duygularımıza dokunursa."

25 Ocak 2017 Çarşamba

18 Ocak 2017 Çarşamba

Açgözlü İnançlar

 Karakterimin temellendiği değerlerden dolayı olsa gerek; ben, bir insanın ne olursa olsun doğruyu söylemesi gerektiğine inanıyorum.

7 Ocak 2017 Cumartesi

Eksik kalanım

Eksik bir şeyler var. Tam kestiremediğim, yerini ise katiyen dolduramadığım. Kimi zaman huzur diyesim geliyor, kimi zaman sevilmek. Bazen ise sevmek diyip susuyorum. Özlüyorum; birilerini, bir şeyleri. Neyi ya da kimi sorularının cevabını bulmaya korktuğumu özlüyorum.