22 Şubat 2015 Pazar

Acının Karası

Bayım, bu gece sizinle yemeğe çıkalım ve sohbetin dibine ulaşalım. Ama bir şartla; acılarımızı şarap kadehlerine dolduracağız bu gece.
Şarabın kırmızısını değil acının karasını içeceğiz! Sonra üzerine yemeklerimizi tadacağız. Bunlar kadeh kadeh acıdan sonra o kadar güzel tatlar bırakacak ki ağzımızda biraz daha isteyeceğiz. Ama vermeyecekler bayım.
Bir tabak umut isteyeceğiz ama vermeyecekler. Tabağımızda arta kalan kırıntılarla idare etmemiz söylenecek bize. Sen bana bakacaksın o an, ben de sana bakacağım. Bununla yetinebilir miyiz diyor gözlerin, okuyorum. Okuyorum, bunlar ömrümüzü devam ettirmek için bana yetecek mi diye soruyorsun, gözlerin ağlıyor bayım! Gülen gözlerinin ağlarkenki güzelliğiyle mest olurken yüreğim, size vereceğim tabağımdaki tüm kırıntıları. Ve ekleyeceğim, kırıntılarla yaşama sanatını öğreneceğimizi. Günün birinde kırıntılarımızın toplana toplana daha farklı bir bütünlük oluşturduğunu göreceğiz bir ölüm vakti. Hepsinin bambaşka tadı var dostum, saatlerimiz ölümsüzlüğü gösterirken bunların tadına varacağız.

Şimdiyse küçük dostum, bu an'a bakacağız. Sonunda kırıntılar kalacak diye yemeği yemeyip aç kalamayız. Yemeğimizi yiyeceğiz, bir tabak daha vermeyeceklerini bile bile. Bu canımızı acıtsa bile yiyeceğiz. Her lokmanın ayrı ayrı tadına bakarak tabii ki! Yeri gelecek insanlar tuzun olacak, suyun olacak yemeklerine katılacak. Ancak kimi o yemeklere katacağını sen belirleyeceksin dostum. Kim acı biberin olacak? Kim tuzun olup yemeğini tatlandıracak? Kim şekerin olup yemeğinin tadını dengeleyecek? Bunlar, sizin tercihleriniz olacak bayım. Vereceğiniz kararların tüm sonuçlarını kabullenip önünüzdeki yemeklere bakacaksınız. İşte o zaman özgürlüğün ömürlerce süren yolculuğundan tadacaksınız!

Bu uzun yolculukta dikkat etmen gereken bir şeyler var dostum. Acılar kadehlerimizde yıllandıkça güzelleşirken bizim de zırhlarımızı giymemiz gerekiyor. Yolumuza çıkacak kurtlardan, çakallardan sakınmamız için kurt olmaya, çakal olmaya ihtiyacımız olacak. Bu yolculukta yeri geldiğinde durmalı ve arkada kalan ruhunun sana yetişmesini de beklemelisin küçük  dostum. Hayat senden birçok şey almış olabilir, onlardan ayrılmak canını çok yakmış olabilir. Ama inan günün birinde çok güzel şeyler gelecek ayağına ve işte asıl onların kıymetini bilmeyi başardığın takdirde mutluluğu yakalayacaksın. Gidenlerin ardından ağlamaksa yüreğimizde hep kanayan bir yara olacak. Ama zamanla ona da alışacağız dostum. Her şeye alıştığımız gibi sürekli kanayan yaralarımıza da alışacağız.


Marifet düşmemekte değil, düştükten sonra kalkabilmekte küçük dostum! Kalkmaya gücün yoksa düşmemek için mücadele vereceksin. Lakin, düştünse kalkacaksın! Her yerinden kırmızı kelebekler uçsa da kalkacaksın bayım! Ve bir gün kırmızı kelebeklerin yerini  papatya sarıları dolduracak. Her bir parçandan dünyaya papatya sarılarının içine saklanmış kelimeler uçuracaksın. İşte o gün bayım, işte o gün bir hikaye mutlu sonla bitecek: Tüm yoklar içinde var olan Küçük Adam'ın hikayesi güneşin huzurunda sona erecek!

2 yorum: