20 Ağustos 2018 Pazartesi

16 Ağustos 2018 Perşembe

Tanrı ödülümü versin artık.

  Hayat garip, helede sorunlu bir insan olduğunuz iddaa ediliyorsa. Sanırım haklılar. Evet evet haklılar. Hangi normal insan kendinden delicesine nefret eder, yaptığı yanlışların bedelini kendine ödetir ki? Ben olsam bende sorunlu damgasını basardım.. Sorunlu herif!

Benden Bu Kadar.

İyi akşamlar yada günün hangi saatinde okuyorsanız o.
Yaklaşık iki yıldır kendime yaptığım yolculuğu yarıda bırakmış ve ardından evcimen bir kadın olmuştum.
Yarıda bırakmış demiş iken , önüme çıkan duvarı yıkamadığımdan.
Karanlık, sıcak ve nemli bir duvardı ve ben bronşit idim.
Bu bloğa  katılmadan evvel kağıtlara aktarırdım yazılarımı.
Şimdi ise buradayım.
Sevgili KAZANDİBİ'ne selamlar.
Eminim çoğu zaman " Bu kadın ne anlatıyor ?" demişsinizdir.
Cevabı yalnız sonunda anlayacaksınız.
Daha önceden kendi mahkememi ilk burada görmüştüm. Hatta " Menzili uzun bir mevzu." başlıklı bir şiir serim bile vardı.
Anlatamadım belki ama en azından denedim.
Yolculuğumun ne istediğimden çok kim olduğum ile ilgiliydi.
İlk başlarda bedenini yeni tanıyan utangaç ama bir o kadar da meraklı bir çocuk gibiydim.
Yirmi bir yıldır bu bedene konukluk ediyordum lakin tanımıyorum.
Bana göre biçilmemişti.
Ne beynim ne de ben anlaşamıyorduk.
O da bana sonunda oyunlar oynamaya başladı.
İsyandı.
Nisyan oldu.
Hatırlayarak direndim.
148 KB hafızam ile üstelik.
Kaos içinde dünya ya ilk merhaba mı Ankara da dedim.
Şimdi bu şehirden ikametgahımı okuduğum yere götürüyorum.
Ankara'ya ait değilim , okuduğum yerede.
Hiçbir kara parçasına ait değilim.
Müzik play  list'imde bir dolu kaos var.
Kendimi bulduğum bir şarkı , melodi dahi yok.
Oluşuma ait değilim.
O yüzden kendi dünyamı inşaa ettim.
Hiçbir dile.
Dine.
Hatta aileme bile ait hissetmiyorum kendimi.
Güneş'e bakan bu gözlere bile.
Hatırlamaktı direnişim.
Hatırlayamıyorum.
İlk hangi cümleyi kurduğumu.
Hatırlayamıyorum serüvenimin ilk nerede başladığını.
Zaman kavramını.
Ölümü isteyecek kadar küstah ve bencil oluşumu.
Aslında kim olduğumu bilmiyorum.
Bilmediğim için bu korku.
8 yasında Allah'ı sorguladığımda anlamalıydım ucu olmayan, sonu kaos olan düşüncelerimi.
Ağlamayı dahi bilmeden geç kaldığım duygularım var.
Vicdan yok!
Sevgi yok!
Geriye bana kalan bir kaç hatırayıda alıp gidiyorum.
Sorunlarımı çözmeden.
Sorularımı sormadan.
Babam'a bağırmadan.
Sorgulamadan.
Kör olarak.
Gidiyorum.
Herşeyi paylaşmadan.
İlk defa kendime saklayarak.
Nereye gideceğimi bilmeden.
İlk defa yorganı kafama kadar çekmeden.
Umuda sarılmadan.
Annem'e bakmadan.
Tadına varamadan güzelliklerin.
Yarın neler olduğunu öğrenmek adına gidiyorum.
Beynimle olan savaşta hangi tarafın kazandığını öğrenmek için.
Umarım beynimde kendime sakladığım bir inci vardır ve uç ay sonra bir daha açmamak üzere kapatırım gözlerimi.
Çünkü başka türlü koklayamam çiçekleri.
Bu son yazım.
Kendimi iyi hissedene kadar.
Elveda...

13 Ağustos 2018 Pazartesi

17

Geçtiğimiz 17 ayda çok şey oldu ailenin Bütün fertleri birer yaş aldı
Duru'nun dördüncü dişi çıktı
Uygar anlamı olmayan bir hastalıgâ yakalandı
Babam salona gelmez oldu
Soracak olursanız eğer annen aynı
Geçtiğimiz 17 ayda
Kendimi kapalı kapılar ardında buldum
Soğuk beton duvarlarin köşelerinde dua ettim
Üstelik bir lambam dahi yoktu
Bilirsiniz... Ben karanlıktan korkardım
Bir pencerem vardı.
Önünde saksıda dikili olan bir kaktüsüm vardı
Onunda önünde olan siz
Bir çiçeğim dahi yoktu
Hatırlarsanız allerjim vardı
Güneş zaten uğramaz olmuştu
17 ayda çok şey geçti
Üzerimizden en uzun gece geçti
4 bayram
Olmadığınız doğum günleri
Tesellisi olmayan günler
Geçtiğimiz 17 ayda
Adaletin önce allah ile kul arasında olması gerektigini anladım
Yada en azından öyle düşündüm
Olmayan pismanlığınıza ithafen
KUTLU OLA BİR KEZ DAHA KAVUŞAMAMANIN BAYRAMI

beş dakikada yazdım

yoruldum.
milyonuncu yoruluşum heralde.

napayım

11 Ağustos 2018 Cumartesi

İtina ile çamaşırlar yıkanır, 30 dk teslim edilir.

Bahçeye asılıp durulan çamaşırlarla alıp veremediğim bir şey var. Defalarca yıkanmasına rağmen kirlenen Kazaklara...
Ucundan asılan pantolonlara, en çokta beyazlara.
Yıkanmasına rağmen bir türlü beyaz olmayan ve çamaşır suyuna bırakılan beyazlara...
Yumuşatıcıdan mı bilmem ama kokusu hep değişen nevresimlere...
Kokusunu koklayamadığım atkılara.
Kaçınılmaz son olan 30 dk kısa programlara.
Madem kirli olanları yıkayabiliyoruz verin bana kirlilerinizi ben yıkayayım.
Tek bir şartım var...
Gece.

30 Temmuz 2018 Pazartesi

Miras

"Seni anlıyorum. Tam o kararı verdiğin noktadayım. 

24 Temmuz 2018 Salı

Düşerken

"..kaybolmak daha güzel sanki diye düşündüm o an. Sonra arkama baktım ama herkes gitmişti." deyip içeceğinden bir yudum aldı. "Bu da işime geldi tabii. Kendi yolumu çizdim. Hemen. Oracıkta!" dünyayı kurtarmayı sevenlerdi o da. Birasını bitirip koluyla ağzını sildi ve garsona bardağını işaret etti.
"Abartma. Otel koruluğun yanındaki tek bina zaten. En fazla 300 metre yürümüşsündür."
"O an bana neler hissettirdi biliyor musun? Ayaklarımın üstünde durabilmeyi, duruşumdan ödün vermemeyi..."
Evet. Hayatta en büyük zorlukları sen yaşıyorsun çünkü.
"Siktir."

Bir sabah

Bir sabah seninle uyanmak güne,
Umursamamak güneşin doğuşunu, 
En güzelinden, en parlağından bir yıldızın varken.
Kurmak bütün hayalleri etrafına, 
Dizmek taşları bir mutlu, bir umutlu.
Sevmek seni, en anisi, en heyecanlısından. 
Korkmamak, inadına el ele tutuşmak, 
öpmek dudağından sonsuza dek. 

14 Temmuz 2018 Cumartesi

Sayın Hakim

"Öncelikle sayın Hakim, suçsuzum demek isterdim fakat suçum ne bilmiyorum. Pişmanlığımı size göstermek için ağlamak da isterdim fakat yorgunum.

13 Temmuz 2018 Cuma

130718 03.24





Ve zaman ve mekan
Ve birbirinden bağımsız iki koca dünya
Sahiden de bağımsız mı birbirinden?

30 Mayıs 2018 Çarşamba

14 Mayıs 2018 Pazartesi

Ahmet ve Çayı

Ahmet ve iki arkadaşı nargile kafede oturuyorlardı. Konuştukları konular dünyayı kurtarmak ile karı kız muhabbeti arasında gidip geliyordu.

20 Nisan 2018 Cuma

Vakitsiz


Çok sıkıldım artık lan. Yavşak karakterlerinizden, gevşek ağızlarınızdan, boş laflarınızdan, varlığınızdan, yokluğunuzdan, elinizden, kolunuzdan, alayınızdan sıkıldım ulan!

13 Nisan 2018 Cuma

Hiçlikte Kaybolmak


 

   Göğe doğru çıkıyorum  tuttuğum her ip kopuyor. Çıkıyorum en tepeye ta ki gök beni sıkıştırıp ezene kadar. İşte biri daha gidiyor kayıyor ellerimden toprağa sadece toprak altına. Bir kayıp  daha veriyor Dünya. Sadece ben ve ben kaldım. Evet yalnızlık sen kazandın karanlığın her bir parçası kalbimde bir karaltı ve çukur açıp geçiyor içimden. Sende geçiyorsun yine yalnız bıraktın beni.Üşüyorum ve karanlık içindeyim sanma beni mutlu o acını içinde karanlığa karşı koymak için bir şey. Yine o kazanıyor ve ben kaybediyorum. Herkesi aldı benden sadece ben kaldım canımı acıtacak HİÇ bir şeyim kalmadı.uğruna savaşacak artık savaşmayacağım beni de al götür oraya o gizemli yere. Ben benim artık içimdeki boşlukla. Neden yalnız bıraktın? Herkes aklını kaçırıyor herkes etrafımda bir deve dönüşüyor, ben mi küçülüyorum? Yalnızlık elinden geleni ardına koyma. Vur bir kez daha ben düşene kadar en kötü acını çektir sadece vücudumun her karışında sevdiklerimi kaybettiğimde ki  acıyı çekip gitmek istiyorum...

12 Nisan 2018 Perşembe

Dört Mevsim

Başımı kaldırınca ilk seni gördüm ben
Seninle başladı benim masalım
Hiç ummadığım bir anda derler ya 
Hiç fark etmeden ben 
Nefesin sindi soluklarıma
Gözümü açtığımda sen vardın 
Sen gittiğinde ben yarım kaldım 
Soldum, döküldüm
İflah olmam sandım

4 Nisan 2018 Çarşamba

I And Hill


    

    I am just drowning in my thinks.You  can help me but you are not helping me you are just throwing me to down on the hill.

23 Mart 2018 Cuma

Zalim Muammer ya da 1. Nicolas'nın felaketi



Fransa'da reel politik hiçbir zaman, 1. Nicolas'nın ilk yıllarındaki kadar parlak olmamıştı. Patrick Rambaud "Deuxieme Chronique" (İkinci Kronik/Tarih) adlı kitabında Kaddafi'nin 2008'deki Paris ziyaretinden bahsediyor. Ve kısaca söylemek gerekirse gayet komik.

10 Mart 2018 Cumartesi

Kediler Mutluymuş Bazı Sokaklarda

Sokaklar damarları çirkin ya da güzel şehirlerin. Sokaklar tini, bilinmezi, çıkmazı evlerin. Sen köşe başısın bir sokağın. Ne kavgalar ne mutluluklar ne kederler saklıyorsun bilinmez. Gergin iplerine serilmiş düzensiz çamaşırlar, soluk ve gri. Sokağının çocukları y kuşağı. Huzursuz senin kedilerin, sert geçecek kışın telaşındalar. İnsanın merhameti oyulmuş okşayışına, bencilliğine, nankörlüğüne aşinalar. Acının bağrına basıp, binlerce çığlığa kulak tıkayıp geçmişlikleri var.
Sen bilmiyorsun, kediler biliyor.

6 Mart 2018 Salı

İyi ki

Yenikliklerimiz. Yenilmişliklerimiz. Sadece birbirimize karşı değil. Hayata karşı da. Hayallerimizi kirletmişliğimiz. 

28 Şubat 2018 Çarşamba

Dikkat, fazla s*k içerir.

Bir haykırış olsa gerek.
Çek sigarayı içine. Çek çek çek. Yenisini yak. Ciğerlerin yansın. Tekrar yak sonra. Tekrar ve tekrar.

27 Şubat 2018 Salı