22 Mayıs 2019 Çarşamba

*kusurlu an mı kusurlu insan mı?* düzenlenmiş hali


not:lekenin en belirgin olduğu fotoğraf bu; bence hala belli değil ama olsun, annem istedi ben de koydum :) 

altı aylıktım, küçüktüm, ufacıktım
ele avuca sığardım
siyaha çalan gözlerim vardı
sağ gözümdeyse koca beyaz bir leke.
gün eğlencesinde gezerken elden ele
fark etmiş bu beyazlığı Neşe teyze
bizimkiler başlamış doktor doktor gezmeye
doktora elini veren kolunu kaptırırmış
ispatladık tecrübeyle.

beş yaşındaydım, küçüktüm, ufacıktım,
saçlarım kısaydı
o yüzden örüp ucuna beyaz papatyalar takamadım.
berber amcalar keserdi saçımı
babamın "çok yakışıyor sana bu saç" nidaları arasında.
eğerdim başımı,
yanaklarımdan süzülen yaşlar görünmesin diye.
kara saçlarım ıslanırdı kucağımda,
yere düşerdi ağırlık yapınca
süpürge ve faraş yardımıyla toplanıp atılırdı çöp kutusuna.

beş yaşındaydım, küçüktüm, ufacıktım,
annem verem'di derdimizden
abimin biri üniversitede öğrenci,
diğeri evin hizmetçisi gibi bir şeydi.
babam mı?
evin erkeğiydi, her akşam eve helal para getirirdi.
ben de odadan çıkmazdım genelde
gecenin bir vakti sönmüş sobadan arda kalan sıcaklıkla
yorganın altından izlerdim şirinleri
anlamazdım orada anlatılan kapitalizmin köleliğini.
aklım yaşıma göre doluydu,
sanki dünya benim omuzlarıma konmuştu.

beş yaşındaydım, küçüktüm, ufacıktım
gözümden ameliyat olmam gerekiyordu
uygun nakil bulunamıyordu
telefon geliyordu hastaneden
'uygun nakil bulundu, gelin' diye
bir gidiyorduk başkası alınmış ameliyathaneye
umutların başkaları tarafından kırılmasının
ne demek olduğunu öğreniyordum bu sayede.

altı yaşındaydım, küçüktüm, ufacıktım,
sabahın on birinde uyanırdım,
annemle seçemediğim, abimin yıkayıp ütülediği önlüğümü giyerdim
kendimden büyük çantayı takardım omuzlarıma
doğru aşağıdaki bakkalın sahibi Soner abinin yanına:
"Soner abi ben çıktım şimdi, babamın yanına, bankaya gidiyorum" diye haber verip giderdim.
evin kapısını çoğu zaman kilitlemezdim
anahtar taşıma sorumluluğu alacak yaşta değildim.
hem zaten kafam rahattı,
hırsız girseydi eve;
üzülür halimize, muhtemelen para bırakırdı bize.

bankaya her gidişimde önemli sayardım kendimi
personel harici girilmez yazan kapılar var ya
heh işte, hep oradan girerdim içeri.
babama görünüp geçerdim her zamanki yerime
mutfakta, Saniye teyzenin oturmadığı sandalyeye.
Saniye teyze iyiydi, hoştu,
ama rahatsız ederdi
kız çocuğuna sahip olamadığı için içinde hissettiği boşluğu.
erkek tıraşı saçlarımla oynardı,
bazen küçük lastik tokalarla şekil verirdi
o nadir günlerde var olan sevincim, okula daha özenli gidişimdendi.
babam uğrardı yanıma, bir iki lira koyardı harçlık niyetine çantama
vakit gelince de yollardı okuluma
"akşam annenin yanına, hastaneye, gideceğiz" diye heves rüzgarları estirerek ruhumda.

sekiz yaşındaydım, küçüktüm, ufacıktım
uygun nakil bulunmuştu İstanbul'da
trafik kazasında ölen bir çocuktan oysa daha iki buçuk yaşında.
ameliyathane soğuktu, üşütmüştü
inceledim biraz soğuk odayı
bu, yıllar sonra 'ameliyathane yeşili' diye bahsedeceğim renkle ilk tanışmamdı.
bütün yüzümü kaplayan bir bez örttüklerinde
sadece gözümün açık bırakıldığı
ve kirpiklerimin göz kapaklarımı açmak için kullandıkları makineye sıkışıp döküldüğünü fark edince
sevemedim o odayı
oysa bu, oraya son girişim olmayacaktı.

doktor amcayı göremeyince içime korku üşüşmüştü
ameliyat iyiydi hoştu ama gözümün görme olasılığı çok düşüktü
yüzde beşten anca yüzde altıya çıkmıştı
daha erken nakil olsaydım yüzde yüz görürmüş'tü.

yaşımı hatırlamıyorum şimdi de
bir yaz çok eğlenmiştik kuzenimle
çatıdan çatıya atlamıştık, koca uludağı izlemiştik saatlerce
nerden bilecektim ki apandisim patlamış
beni yine ayak parmak uçlarımı donduran soğuk odalar karşılayacakmış.
ameliyat öncesi dikişler estetik olacak, iz kalmayacak dediler
karnımın sağ yanında beş parmak neşter izi bıraktılar.

okul geçerdi şöyle böyle
ilk üçteydim öğretmenimin gözünde
ama benim umrumda mıydı tüm bunlar
anneme sarılmanın yakıcı özlemi varken içimde.
okulda vakit geçmezdi ancak
akşam olunca çabuk geçerdi zaman
daha anneme sarılıp kokusuna doyamadan annemsiz dönerdim eve.
pek çok gün,
aynı kısır döngü tekrarlandı geçmişimde.

yıllar geçer giderdi öyle böyle
altı sefer girdim çıktım o odalara
altı sefer nefret ettim ameliyathane yeşilinden
şimdi yaşım dayandı yirmi üçe
gözüm ölçüm vermiyor ama memnunum ben bu halden
gönül gözüm açıkmış öyle der annem
çok badireler atlattım ama hala yaşıyorum yarınlara umut ekerek
küçük bir çocuğun annesini çekiştirerek dikkat çekmesi gibi
etek uçlarından tutuyorum hayatın
yani aslında hayatın dikkatini çekmek bütün çabam
bir şeylerin savaşını vermekle geçiyor zaman.

oysa
bir akşam vakti duydum ki
halamlar taşınacakmış iki mahalle arkadaki eve
işte dedim, sokakta kalmayacağım
küçük abimi anneme "artık bir abim değil dört abim var" diye fısıldarken yakaladım.
babamı sardı eve sıcak yemek girecek neşesi
ne de olsa gelen kız kardeşiydi.

gel zaman git zaman
kapımız çalınmadı dışardan
içinde sıcak çorba olan bir tencere girmedi mutfak kapısından.
beklentiler mi, hayaller mi, umutlar mı kırıldı;
bir anda olduk darmaduman?
emin değilim.
ama şimdi, iyi günümde daha net hatırlıyorum
üçüncü sınıfta yazdığım şiirden geriye
neden tek cümlenin hafızama kazındığını,
insanlara dargınlığımın özeti, tek bir cümle:

"koyamadım halamı
  annemin yerine"

20 Mayıs 2019 Pazartesi

Rutin İşler

Bahçelievler'de bir kafede oturdu. "Sabaha kadar açığız." Sabah olunca kapatıyorlar mı acaba? Neyse, o zamana kalmam zaten. Güneşi görmeden uyusam daha iyi. Marlboro'sundan bir fırt çekti. Oh! Güzel sigara içmeyeli haftalar olduydu. 2 lira zam mı olur ya! Bir hafta içerisinde sırasıyla bütün sigaralara gelmişti. Camel içmeye başlamıştı o zamandan beri. Şimdiyse bulabildiği açık tek büfede Camel bulamamış, yine eski sigarasından satın almıştı. Kafedeki tek müşteri oydu. Bir filtre kahve

16 Mayıs 2019 Perşembe

I run to you


Yazacak onlarca şey varmış gibi ve aslında bir o kadar da yokmuş gibi.

10 Mayıs 2019 Cuma

Ben


Kendimi pek sevmem. Neden diye sorabilirsiniz (sormadığınızı biliyorum); izah edeyim.

2 Mayıs 2019 Perşembe

Mehmet Burak Balyan

Mehmet Burak Balyan, düzensizliğinin rutinine hapsolduğu birgüne uyanır.

BİZ

Daha önce hiç bilmediğimiz bir toprağa karışmışız.

16 Nisan 2019 Salı

Söz

Sözcükleri arıyoruz
Evet evet size, size ve size de soruyoruz
Bir bilen yok!
Kapı kapı dolaşıyoruz

14 Nisan 2019 Pazar

SAYIN OKUR.

Korku ; bilinmeyenin bedenimize ve ruhumuza verdiği armağan.
O halde , yüksek ses ile oku sayın okur.
Oku ki , korkunun tutsaklığından zincirlerini kıran siyahi bir köle gibi özgürlüğüne kavuş.

11 Nisan 2019 Perşembe

Şampiyonlar Ligi

 O kadar doluyum ki aylardır. O kadar bekliyorum ki bir yerlere kusmayı, içimdekileri dile getirmeyi, bekleye bekleye şiştim desem yalan olmaz heralde şu son birkaç aydır.

10 Nisan 2019 Çarşamba

24 Mart 2019 Pazar

SISTINE MADONNA ( SİSTİN MERYEM )

Isın(amay)an Havalar

Esasında insanı en çok üzen şeylerden birisi de havaların ısınması olsa gerek.

Öfkeden Nefrete

     "Kendiyle barışık insan, hatalarını kabul edebilmiş insandır." Kim kurmuştur bilmiyorum ama muhakkak buna benzer çok cümle kurulduğuna eminim; sonuçta iyileşmenin en önemli adımlarından kendini olduğun gibi kabul etmek. Günahlarınla, sevaplarınla, yaptıkların ve hatta yapmadıklarınla. Kendinde değiştiremediğin, törpüleyemediğin yeri kabul etmektir iyileşmek, daha "mutlu" bir insan olmak. Peki ya hem değişemeyip hem kabul edemeyecek kadar izansız bir insansan? Sonucu hep aynı; öfke ve nefret.

21 Mart 2019 Perşembe

Varolmak

Yıllardır kendime sormam gereken soru buymuş meğer: "Var mıyım, yok muyum?"

17 Mart 2019 Pazar

İSA'NIN SOFRASI : HAVARİLER.


. Tahtadan yapılmış kulübenin içerisine süzülen güneş ta ki İsa içeriye girene kadar belli olmuyordu.

5 Mart 2019 Salı

Kustum, Bir Balyan Gibi Kustum

Damarlarımdaki kanın tenimi ısıtmasını izlemek istiyorum.

5 Ocak 2019 Cumartesi

Bir


Yıldız tozları, soluk mavi nokta, dünya üzerindeki yaşamın sonsuz çeşitliliği.

13 Aralık 2018 Perşembe

Peri Masalı

Bir peri masalı gibi
Geçip gördüğü sokaklar, o insanlar
Ellerinde geçmiş, ceplerinde gelecek kaygısı
Muhteşem şimdinin üzerinden geçmekteler

6 Aralık 2018 Perşembe

4 Aralık 2018 Salı

Modern Habil ile Kabil

                             Kütle Çekim Kanun'unu doğum yaparken inkar etti ilk Kadın.

2 Aralık 2018 Pazar

Çınar


ve bazen unutmamak istediğin şeyi unutuyorsun
hastaneye gittiğin için.
değer verdiğin, sevdiğin birininse doğum günü
üzülüyorsun.
hem de çok..
hele ki aylardır sağlık dertleriyle uğraşıp da ağlayamadıysan
gözlerin tuzlu sular yağdırır yüzüne unuttuğun için,
engel olamazsın.

bundan sonraki yılların,
hayatına giren insanlar,
beraber yaşlanmak istediğin kişi
umarım ki güzel ve seni mutlu edecek şekilde olur.

geçmiş doğum günün musmutlu olsun,
sevdiklerinle nice anılar paylaşman dileğiyle,

hasretle...

ayyüce



Genel Geçer Hakikatler : Query

İnsanoğlu bazen kendi kurduğu düzeneğe düşebilir.
Hatta yalanları ile hakikati arasında mutlak bir değer alabilir.

13 Kasım 2018 Salı

3 Kasım 2018 Cumartesi

29 Ekim 2018 Pazartesi

Kmd

Çok iyiyim, 
şaşırdınız değil mi? 
Bende şaşkınım, şaşkın ve iyi. 
Eskiden hangi yaramı sarsam diye düşünürdüm. 
Şimdiyse, ben deşiyorum yaralarımı.